Usulu’d Din Kavramı..

Usulu’d Din Kavramı..

Usulu’d Din[1]Kavramı

Usulu’d din terimi, tefrika ve bidatlerin yaygınlaşmasından sonra mücmel bir kelime olarak hak ve batıl anlamlarda kullanılmıştır.

Usulu’d Din’in Şeri Hakikatı

Usulu’d din teriminin hakikatı Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Cibril hadisinde ifade ettiği imanın aslı, altı esastır ki bunlar: “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine, ahiret gününe, kaderin hayrına ve şerrine iman etmektir.”[2]

İşte dinin aslı ve imanın ruknu, Kur’an’ın da ifade ettiği bu altı esastır:

“Gönderilen peygamberler, rabbi taarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de iman ettiler. Onlardan her biri Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler.” (Bakara: 2/285)

“Gerçek iyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin iyiliğidir ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır.” (Bakara: 2/177)

“Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (Kamer: 54/49)

Usulu’d Din’in Batıl Yorumu

Bazen bu terimden batıl anlamlar murad edilmektedir. Özellikle bazı Kelamcılar kendi uydurdukları asılsız itikadlara “Usulu’d din” adını vermişlerdir. Bazı tahkık ehli bu konuda şöyle demişlerdir: Usulu’d din büyük bir isimdir. Fakat bazıları bu büyük ismi, içinde dini fesat eden bir unsurun bulunduğu kendi görüşleri için kullanmaktadırlar. Hak ehli, onların bu tutumlarına karşı çıkınca da bunlar usulu’d dine karşı çıkıyorlar, diye yaygara koparıyorlar. Oysa onlar gerçekte usulu’d din’e değil, bunların uydurduklarına karşı çıkmaktadırlar ki. Bunlar onların babalarının uydurdukları isimlerden ibarettir.

Din, Allah ve Resulünün teşri kıldığıdır. Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) dinin usul ve teferruatını beyan etmiştir. Resulüllah (sallallahu aleyhi ve sellem) dinin teferruatını beyan edip te aslını beyan etmemesi düşünülemez.”[3]

Usulu’d Dinin Şeri Hakikati Konusunda Cehaletin Etkisi

Usulu’d dinin şeri hakikati konusundaki cehalet, imamlar arasında aslen olmayan ihtilaf ve tartışmalar bulunduğu vehmine yol açmıştı,. İmamların kelam ilmine dalan bazı bağlıları, usulu’d din adı altında ortaya bazı meseleler atmakta, hatta bazen bu görüşlerin vehim ve cehaletlerinden dolayı bağlı oldukları imamlara nisbet etmişlerdir. Onların nakletikleri bu ihtilaf ve tartışmaları okuyanlar, bunların imamların görüşleri olduğu izlenimine kapılmaktadırlar, Hatta imamların bazı bağlıları kimi imamlara açıkca muhalefet ettikleri halde, bu görüşlerini de imamlara mal etmekten kaçınmamışlardır.

Şeyhu’l İslam İbn Teymiyye şöyle dedi: “İmam Ebu Hanife, Malik, Şafi ve Ahmed’in öyle bağlıları var ki, bunlar birtakım görüşler öne sürmekte ve bu görüşlere muhalefet edenleri tekfir etmektedirler. Oysa gerçekte öncelikle bağlı bulundukları imamlar bu görüşlere muhaliftirler.

Bu kimseler bazen de öyle sözler reddetmekte ve bu sözleri söyleyenleri tekfir etmektedirler ki, bu sözler, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’e aittir. Bu tartışma ve inkar, özellikle esma ve sıfat (isimler ve sıfatlar) konusunda yaşanmıştır. Çünkü Cehmiyyenin bu konudaki batıl görüşleri bir çok insanı derinden etkilemiş ve bunlar bu görüşler uğruna Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sözlerini inkardan çekinmemişlerdir.”[4]

Çünkü onlar usulu’ddini asli kaynağı dışında arayarak usulu’ddinden usulu’ddin olmayana kaydılar. Usulu’ddinden olan bir hususu inkar bir ve hak olan itikattan uzaklaştılar. Eğer Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)‘in getirdiği esaslara sarılsalar mankul ve makula uymuş ve asıl üzerine sabit kalmış olurlardı. Fakat usulü kaybettiler ve usulden mahrum oldular.

“Usul, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)‘in getirdiklerine uymaktır.” [5]

Usulu’d Din’in Diğer İsimleri

Usulu’d din’in bir diğer ismi de “sünnet” dir. İmamların itikat konusunda yazdıkları bazı eserler bu ismi taşımaktadır. Bu şekilde isimlendirmelerinin nedeni, meselenin büyük öneminden dolayıdır. İbn Receb[10] (radiyallahü anh)’ın dediği gibi, bu hususta muhalif kalanlar helakın sınırındadırlar.

Usulu’d din ‘in bir diğer ismi de Furu fıkhına nisbetle “ Fıkhı ekber dir. Bu konuda imam Ebu Hanife ve imam Şafiye nisbet edilen kitaplar vardır.[6] Ayrıca “ akide”, “ tevhid”, “usül”, iman” ve daha başka isimlerde kullanılmaktadır.[7]

Usulu’d din ilminin isimlerini bilmenin bir diğer faidesi de boylece bu sayede bu ilmin asli kaynaklarını tanımak mümkün olacaktır. Çünkü bu ilmin bir çok kaynağı bugün yaygın olmayan diğer isimlerle mevcuttur.

Mesela imamların bu konuda yazdıkları bir çok eser “Sünnet” adını taşımaktadır. İbn Ebi Asım’ın sünneti, Hallal’ın sünneti, imam Ahmed’in sünneti, İmam Abdullah’ın ve başkalarının sünnetleri bu kabildendir.[8] Usulu’d din ilminin hakikatini bilmenin en tabi ve ilmi yolu onu bu asli kaynaklarından okumaktır.

———————————————-

[5] Usul: Aslın çoğuludur. Asıl ise üzerine bina kılınan temel demektir. Şube , kol, dal, budak anlamlarında da kullanılır. Dinde amellerin kabul ve sıhhatinin üzerine bina edildiği temel, asıl itikattır. Bu kelime fıkıh ilminde çeşitli anlamlarda kullanılır.

a- Delil anlamında: “Bu meselenin aslı kitap ve sünnettir” cümlesinde olduğu gibi.

b- Tercihe şayan anlamında: “Kelimede asıl olan mecaz değil, hakikattır” cümlesinde olduğu gibi.

c- İstimrar eden kaide anlamında: “Aslın hilafına ölü eti yenilmesi” cümlesinde olduğu gibi.

d- Kendisiyle kıyas yapılan şey için kullanılır: Bu nedenle kıyas “fer’i asla ilhak etmek” olarak tarif edilmiştir. (Bkz. Şerhu’l Kevkebi’l Münir)

[1] Buhari ve Müslim Ebu Hureyre’den rivayet etmişlerdir.

[2] Şeyhu’l İslam İbn Teymiyye, Fetava 6/56-57

[3] Derü’t Tearudi’l Akl ve’n Nakl 2/308

[4] Mecmuu Fetava Şeyhu’l İslam 13/157

[5] Keşfu’l Kurbe sh.12

[6] Bazı araştırmacilar “Fıkhu’l Ekber” adıyla bilinen ve Ebu Hanife’ye nisbet edilen kitabın gerçekten Ona ait olup olmadığı hususundan şüphe etmektedirler. Bu konuda İmam Şafii’ye nisbet edilen kitap ise kesinlikle ona ait değildir. Kelamcılara ve yöntemlerine şiddetle karşı çıkan İmam’ın onların gitikleri yoldan gitmesi mümkün değildir.

[7] Bkz. Mebahi’s fi’l İtikad (Dr. Nasr el-Akl)

[8] Bkz. Mebahi’s fi’l İtikad (Dr. Nasr el-Akl)

İlk yorum yapan siz olun!

Yorum Yapın...

E-Posta adresiniz yayınlanmaz


*